2013 yılı geliyor.Her gelen yeni yılla birlikte beklentilerimiz de yenileniyor.
Kuşkusuz hepimiz bu kaotik düzende bazı şeylerin değişmesini, dünyanın daha iyi ve güzel bir yıl olmasını arzu ediyoruz. Dan Millman’ın ‘’Hayatınızın Amacı’’ isimli güzel bir kitabı vardır.Orada doğum tarihimize göre hepimizin bu yaşamda bir misyonu olduğunu ve tüm hayatımızı bunu gerçekleştirmek amacıyla yaşadığımızı anlatılır.Sizinkinin ne olduğunu , yaşam yolculuğunuzda önünüze çıkabilecek engelleri ve bunu aşma yollarını internette ‘’Hayatımızın amacı’’ kelimelerini aratarak bulabilirsiniz.
Tüm bunları niye mi yazıyorum? Bazen hepimizin günlük koşuşturmalar ve etrafımızı çepeçevre saran felaket haberleri içinde bu dünyaya geliş amacımızı unuttuğumuzu düşünüyorum. Her gece uyumadan önce gözlerimizi kapatıp ‘’bugün kimlerin hayatına dokundum,kimlerin yaşamında pozitif bir ivme yarattım’’ diye düşünsek ve arada bir ‘’yaşadığımız dünyanın güzel bir yer olması için ben ne yapıyorum? ‘’ sorusuyla kendi iç hesaplaşmamızı yapabilsek ,belki de şimdi farklı bir yerde yaşıyor olurduk.
Asla unutmamamız gereken bir şey var.Dünya bizim dışımızda bir yer değil,biz onun içindeyiz ve orası bizim oyun alanımız.Başkaları dediğimiz kişiler de bizim oyun arkadaşlarımız. Oyun parkımızı güzelleştirmek ise bizlerin elinde.
Önümde harika bir kitap duruyor.Boyut yayınları dünyaca ünlü ressamların eserlerinden oluşan 20 kitaplık bir seri hazırlamış. Benim önümde duran ise 21. ve Koruncuk Vakfı çocuklarının yaptığı resimlerden oluşan bir eser. O da bu serinin devamı olarak yayınlanmış.
Pırıl pırıl bir kapağı var ve adeta leziz bir bonbon şekeri gibi insanı sihirli bir dünyanın kapılarını açmaya davet ediyor.
Dünyanın bütün modern sanat müzelerini gezdim,hayatım boyunca binlerce resim gördüm.Hep,beni sanatsal açıdan heyecanlandıran değişik bir şeylerin peşinden koştum.Yeni bir şeyler bulmayı bırakın bir yana, Türkiye’de ki güzel sanatlar fakültelerinde profesör olup sanatta çığır açtım diyen pek çok baba sanatçının yaptıkları eserlerin ,1915 ,1925 yıllarında yapılmış olan resimlerin birebir kopyası olduğunu görerek çoğu kez hayal kırıklığına uğradım.
Tüm yaşamım boyunca bir tek çocukların yaptığı resimler beni asla hayal kırıklığına uğratmadı. Çünkü onlar,her türlü teknik kaygılardan ve satış endişelerinden uzak, son derece samimiyetle ve saf bir enerji ile yapılmış resimlerdi.
1992 yılında kurulan ve şimdilerde çalışma sistemi ile bu alanda çalışan pek çok Avrupalı sivil toplum kuruluşunun örnek aldığı Koruncuk(Türkiye Korunmaya Muhtaç Çocuklar )Vakfı’nı geçtiğimiz geçtiğimiz ilk bahar aylarında ziyaret etme fırsatı bulmuştum.
Vakıf ve çocuk köyü yeni yönetim kurulu başkanları Erhan Ongun ‘un gözetiminde yeniden bir yapılanma içindeydiler.Bir sitenin içinde villalardan oluşan çocuk köyünde,her bir evde 8-10 çocuk barınıyor ve koruyucu bir annenin gözetiminde aynen normal bir evde yaşar gibi bir aile hayatı yaşıyorlardı.
Kan davası vs gibi nedenlerle çocukların sorun yaşamaması için evlerin içini görüntülenmesine veya çocuklarla fotoğraf çektirilmesine müsaade edilmiyordu.Ama ben okuldan dönen o küçücük çocukların mutluluğuna,gözlerindeki ışığa bizzat şahit oldum. Hele bir tanesi vardı ki,başındaki harika hasır şapka ile hemen dikkatimi çekti.
Hani sanırsınız benim çocukluğum,öyle süslü birşey.
‘’Ne kadar güzel bir şapkan var ‘’ diyecek oldum,büyük bir neşe ile ‘’Annemle pazardan aldık’’diye cevap verdi.Hepsi hayata sıkı sıkı tutunmuş minikler ordusu görülmeye değerdi.
Görevli annelerden yalnızca birinin çocuğu orada büyüyor.Hani insanın aklına acaba o anne kendi çocuğuna ayrıcalık yapar mı veya diğer çocuklar biyolojik annesi orada olduğu için o çocuğu kıskanır mı diye bir soru geliyor. Sorularıma içtenlikle cevap verdiler. Öyle olmadığı gibi,küçük kız durumu öğrendikten sonra uzun bir süre ‘’diğer kardeşlerimi niye doğurmadın anne ‘’ diye üzülmüş.
Onlar bir şekilde çocuk esirgeme kurumlarından buraya yönlendirilmiş diğerlerine göre daha şanslı çocuklar.
Anne babaları olmayan veya var ama işlevsiz olan bu çocuklar,çocuk köyündeki evlerde ve küçük çekirdek aile şeklinde yapılandırılan sistem içinde büyütülüyorlar. Küçükler köyün içindeki yuvada eğitilirken,daha büyükler yakınlardaki okullara gidiyorlar.Daha sonra abla abi olup kızlar ve erkekler olarak gençlik evlerine yerleştiriliyori isterlerse üniversite eğitimine devam ediyorlar.Buradan ancak evlenerek ayrılanlar bile var.
Önümdeki kitabın içindeki resimlerde çocuklar bu köydeki hayatlarını çizmiş, ve bu resimleri çizerken neler düşündüklerini anlatmışlar.
Sayfaları çevirirken birden onların o küçücük,saf ,tertemiz ışıl ışıl dünyalarına konuk oluyorsunuz ve sanki içinize bir güneş doğuyor.
Koruncuk Vakfı şimdilerde Ege bölgesinde yeni bir köy açma ve daha fazla çocuğu hayata kazandırma çabasında…Ben şahsen okullarda anne babasının desteğini tam olarak arkasına almış doğuştan şanslı çocukların da bu projeye sahip çıkmalarını bekliyorum. Yeni dünya başka bir yer olacak.Orada sadece ben değil,biz fikri olmalı.Öğretmenlerin öğrencilerini örgütleyerek hayata şanssız başlamış ve el uzatılması gerek çocuklar için bağış toplama projeleri başlatmaları ne güzel olur değil mi?
Sizde bu dünyayı güzelleştirmek için birilerinin hayatına dokunmak, fark yaratanlardan olmak istiyorsanız, kütüphanenize koyacağınız dünyanın en güzel ve en küçük ressamlarının kitabı orada sizi bekliyor.Yılbaşında,bayramlarda,doğum günlerinde yakınlarımıza, ailemizin küçüklerine,büyüklerine ne alacağım düşüncesi zaman zaman hepimizi sarar.
Hem değişik,hem yararlı birşey olsun isteriz.Boyut
yayınlarının sponsorluğunda yayınlanan ve küçük büyük herkese hediye
edebileceğiniz güzellikteki hard cover ince bir ansiklopedi
görünümündeki kitap sadece 60 lira.
Ben kendi adıma bu kitabı ailemin yaşlı bireylerine de
hediye etmeyi düşünüyorum.Onlara çocukların bu güzel saf enerjisinin
çok iyi geleceğini düşünüyorum.
Bir de 20 liraya alıp dostlarınıza hediye
edebileceğiniz içi çukulata dolu bir kahve magı var. Kitaptaki
resimlerin post card haline getirilmiş şekli ile 10 adeti 20 lira.
Amerikan servisler ,mutfak önlükleri bile var.
Haydi Türkiyemizin güzel insanları,çocuklarımızı hayatın kederine
kaptırmayalım.Onlara ışıklı bir yol açalım. Onlara açtığımız yol bizim
de ışığımız olsun.Hep birlkte daha iyi ve daha güzel bir dünya
yaratalım.
A) Koruncuk Vakfı: 3 dakikalık Tanıtım Videosu linki aşağıdadır.
B) Koruncuk ONLİNE Bağış için: http://www.koruncuk.org/ site/onlinebagis
(Selin Melek Aktan'ın bu köşe yazısı yazısı 28 Aralık 2012 tarihinde Akdeniz Haberci'de ve Olay Haber'de yayınlanmıştır.. )
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder