14 Kasım 2012 Çarşamba

EGO MU,İSYAN MI?


Bu yazı 13 Şuıbat 2010, Cumartesi 11:32:30 eklenmiştir.


              Yazar : Selin Melek Aktan 

       Sanat dünyasına dışarıdan bakan pek                           çok kişiden sık sık şu yorumu duyarız.   ’’Sanatçıların egoları yüksektir.’’ Tarih : 18.12.2009 - 15:11:12




Kasım ayında Eskişehir Osmangazi Tıp Fakültesinde yürüttüğümüz  doktorlar ve sanat projemizde,masaya yatırılan konulardan biri de buydu.
Benim tezim genel görüşün tam tersidir.
Sanatçıların egoları yüksek değildir.
Onların  egoları hassas,kırılgan ve çok zayıftır.
Ama sanatçılar   zaman zaman isyanlarını yüksek sesle dile getirmek durumunda kalırlar ki,bu da onları egoları yüksekmiş gibi gösterir.
Sanatçı kimdir?Sanatçı içinde  önlenemez bir yaratma enerjisi duyan ve varlık sebebi buna bağlı olan bir insandır.
Sanatçı yaptığı işi meslek olarak seçmez.Zamanla üretim yaptığı alan onun meslek hanesinde ressam,heykeltraş ,seramikçi yazılmasına sebep  olur.
Oysa bu yola girmek daha baştan uzun,dikenli ve aşılması güç engellerle dolu bir hayat serüvenini göze almak demektir.
Sanatçılar para kazanmak için  yaratmazlar.
İçlerindeki yaratma  arzusuna  gem vuramadıkları için
tablolar heykeller yaparlar.
Yeni eserler yaratabilmek amacıyla gereken parayı temin edebilmek zorunda olduklarından   ürettiklerini satarlar.
Bir sanatçının en temel içgüdüsü,yaratma arzusudur.
Ve bazen kendilerine bu imkanı verecek parayı temin edebilmek için,başka  meslekler yapmak zorunda kalırlar.
Pek çok güzel sanatlar öğrencisi bir nebze olsun güvence gerekçesiyle  akademik kariyere girer ve bu seferde akademik ortamın sıkıntılarıyla baş etmek zorunda kalırlar.
 
Sanatçı yaptığı esere ruhunu,hayatının  bir parçasını  koyar. Eseri sergilemek demek ,her türlü eleştiriye açık olmayı göze alabilmek demektir.
Her sanatçı dünyada ne kadar insan varsa o kadar da farklı beğeni olacağını bilir.Ama bir sanatçıyı eserlerinin beğenilip beğenilmemesinden daha çok ne üzer biliyor musunuz?
Uçak bileti alırken veya marketten alışveriş ederken pazarlık etmeyi akıllarından bile geçirmeyen insanların,bir sanat eseri söz konusu olunca buna kendilerinde son derece büyük bir hak görmeleri..

En kötüsü de eşinizin dostunuzun size doğum günümde bana bir  resim hediye etsene falan demeleridir.Bir sanatçıya bundan daha büyük bir hakaret olabilir mi?
Eğer eserini çok beğendiğiniz  bir arkadaşınız varsa,lütfen asla böyle bir kabalık yapmayın.En fazla söyleyeceğiniz şey,bu resmi çok sevdim.Benim olmasını çok istiyorum.Ama şu anda bunu ücret olarak karşılamakta zorlanacağım,bana bir ödeme kolaylığı yapmanı da  talep edemiyorum.demenizdir.Sanatçılar duygusal insanlardır.Gerçekten ticari nedenlerle değil ama duygusal nedenlerle o esere bağlandığınızı hissederlerse zaten siz bir şey talep etmeden yardımcı olurlar.
Ama bunu en tabi hak gibi istenmesi hakikaten ressamı veya heykeltıraşı kıran bir davranıştır.
.Zaten hayatı boyunca çeşitli mücadelelerden geçmiş olan sanatçı işte o noktada patlayıp ters bir söz söyleyebilir ve bu da etraftakiler tarafından egosal bir davranış olarak algılanır.
Geçtiğimiz hafta sona eren 2009 İstanbul Art Contemporary fuarında geçirdiğim  4 gün    benim için çok eğlenceliydi.Yoğun çalışma tempom yüzünden görüşemediğim pek çok arkadaşımla  buluşma fırsatı buldum.
Tuğrul Selçuk yıllar önce Apel sanat galerisinde hayat ağaçları adını verdiği sergide ilk kez ağaç figürleriyle tanıdığım ve hayranlık duyduğum bir heykel sanatçısı.
Geçtiğimiz yıl bu çok beğendiğim usta ile aynı sergi grubu içinde yer alma şansım oldu.
Emeği ve sanatı ile kendini ispatlamış bir heykeltraş olarak Tuğrul Selçuk’un kendinden genç ve bu işe yeni başlayanlarla aynı sergide yer alması onun  inceliği  ve zarafetidir.
Kendisiyle Art Contemporary’nin son günü karşılaştığımızda biraz geçmiş günlerden söz etme fırsatı bulduk.
Bana 30 yıl önce cereyan eden bir olayı anlattı.Mesleğe ilk başladığı yıllarda o sıralar çok popüler olan bir deri firmasının  show roomunda elleri kolları paketlerle dolu bir hanımla karşılaşıyor.Aynı yerde kendisinin de sergisi var.Bir taş heykelinin fiyatı 5000 lira.Ama askıdaki deri bir yeleğin fiyatı da aynı.  Beğendiği yeleği nasıl alacağını düşünürken kolları paketlerle dolu hanım geliyor ve heykelin fiyatını soruyor.
5000 lira olduğunu duyunca, şu kadarcık şey mi? diyor.
Tuğrul hocamın cevabı, hanımefendi o parayla sizin elinizdeki o yeleği bile alamıyorum oluyor.
Tuğrul Selçuk bugün eserleri pek çok ünlü koleksiyona ve müzelere girmiş, değerli bir heykeltıraşımız.
Bu cevap karşısında herhalde hanımın yorumu sanatçı egosunun yüksekliği üzerine olmuştur.
Oysa ben biliyorum ki,bu cevap patlama noktasına gelmiş bir değerli bir   sanatçının kibar kalabilme savaşından galip çıkmasıdır.
Şimdi o bayana ve onun gibi düşünenlere sormak istiyorum.
Nerede o aldığınız yelek? Muhtemelen çöpte veya parçası bile kalmadı.
Oysa ki,  heykeli almış olsaydınız hem paranız çöpe gitmemiş olacaktı,hem de güzel bir esere bakarak ruhunuzu dinlendirecektiniz.Hesap bu kadar basit işte.,
Tuğrul Selçuğun cep sanat galerisinde yer alan  çok özel çalışmalarından biri..
Tuğrul Selçuk’un en önemli ve benim de en çok beğendiğim eserlerinden birisi Kutsal Kitap adını  taşıyor.İskemle de,kitapta da dikenli tel şeklinde yapılmış.
 Aşağıdakiler onun  geçmiş günlerde Arte galeride yer alan yarısı heykel sergisinden örnekler.
Geçenlerde 1978 yılında bir koleksiyonerin elindeki
 Burhan Doğançay tablosu trilyon liralara bir başka sanat tutkunu tarafından satın alındı.
Para sanatçıya gitmedi.Ama olsun,koleksiyonere de helal olsun .
Aranızda o  tarihlerde ev alan var mı?
 Varsa o ev bugün trilyon lira ediyor mu?Etmiyor.
Ama bir tablo ediyor.
1999 yılında 2oo2 den itibaren hayatımızı etkileyecek  mega trendler diye bir kitap okumuştum.İçinde yaşadığımız şu yıllarda değer kazanacak ve popüler olacak mesleklerin yaratıcılıkla ilgili işler olacağını yazıyordu.
Yani sözün kısası 1000 dolara Luis Vuitton,5000 dolara Hermes çanta alan ablalar,
hadi konuşturun klasınızı ve seri üretilmiş, bir süre sonra bıkacağınız çantalar yerine gidin sanat eserlerine yatırın paranızı.
Kimse dolabınızda ne çanta var diye bakmaz,ama evinizin duvarında ne asılı bakar.
Kültür ,hazmetmişlik buradan başlar çünkü..
Gerçek bir sanat eseri sahibi olmak bir ayrıcalıktır.
Ve lütfen arkadaşlar eser alırken biraz saygı gösterip,
 ‘’Ne var bunda,ben de yaparım bunu   ’’ falan gibi abuk sabuk şeyler söylemeyin.O zaman satın almayın,gidin evinizde oturup yapın.
(Ressamcılık oynayan eski bir cumhurbaşkanımız soyut bir tablo için bunu söylemişti de oradan aklıma geldi)
Altında Ferrari’yle gezerek  kız tavlamaya çalışan genç delikanlılar..Unutmayın  gerçek değerler ve kalite  ayrıntılarda gizlidir
Kim bilir bugün bir aylık giderinizle alacağınız bir sanat eseri, bir gün size gazetelerde adınızı baş köşeye yazdıracak  trilyonluk bir satış olarak geri  dönebilir.
Benden söylemesi ve hatırlatması.Devir yatırım devri ..
Ve asla unutmayın pazardan domates almıyorsunuz.Sanatçıya gidip eserin yarı fiyatını vermek falan gibi ağzınıza biber sürdürecek davranışlarda bulunmayın.Çok ayıp çok)))El üstünde tutun bizi..
Bizim egolarımız yüksek falan değil.Sadece bu çileli yola devam edebilmek ve size güzel eserler verebilmek için  biraz sevilmek ve iadeyi itibar istiyoruz..Hak etmiyor muyuz  sizce?

Hiç yorum yok: